TV’deki Çocuk Programlarının Çocuklar Üzerindeki Etkileri

TV’deki Çocuk Programlarının Çocuklar Üzerindeki Etkileri
( 22 Şubat 2007 - Uğurböceği Çocuk Evi )

Televizyon hiç kuşkusuz insanların günlük hayatlarının önemli bir parçasıdır. Özellikle çocuklarımız evde geçirdikleri zaman dilimi içerisinde televizyonun etkisi altında kolayca kalabilmekteler. TV programları son zamanlarda oldukça çeşitlenmekle birlikte, kafalarda bazı sorular uyandırmaktadır: Programların çeşitliliği, izleyiciye sunduğu uyaranların daha zengin olması dolayısıyla çocukların daha çok bilgi edinmesine yardımcı olur mu? Ya da bu çeşitlilik, kaliteli olanla kaliteli olmayan ve hatta zararlı yapımların birbirlerinden ayırt edilmesini güçleştirir mi? Her iki soruya da cevap “evet”tir. TV’nin avantajlı yönleri bilinçsiz bir izleyicilik sonucunda dezavantajlara dönüşebilmektedir.

Bugün bazı kanallarda yayınlanan yerli yapımı çocuk programlarının ya da yabancı kökenli çocuk programlarının çocuklar tarafından izlenmesi tavsiye edilmektedir. Okul öncesi döneme yönelik eğitim amaçlı bu tür programların çocukların zihinsel gelişimine ve sözcük dağarcıklarına katkıları azımsanmayacak boyutlardadır. Bunların dışındaki çocuk programları ve özellikle çizgi filmler görünürde eğlenceli ve zararsız yapımlar gibi dururlarken, aslında çocukların olumsuz yönde etkilenmelerine neden olmaktadır.

Bazı çizgi filmler açıkça sundukları dövüş sahneleri, yaratık ve silah imgeleriyle kendilerini kolaylıkla ele vermekteler. Ancak geriye kalan zararlı çizgi filmler, şiddeti bu kadar açık bir biçimde ortaya koymadıklarından, ailelerce çocuklara izletilmelerinde bir sakınca görülmemekte, dolayısıyla çocukların yıkıcı davranışları edinmelerinde daha tehlikeli bir rol oynamaktalar. Bu şiddet ögeleri her ne kadar bir savaş sahnesi aracılığıyla verilmese de çocukların şiddeti model almalarında en az diğerleri kadar etkilidir. Kahramanlarının Tweety ve kedi Sylvester olduğu çizgi filmi hatırlayalım: bu çizgi filmdeki ana karakterler sevimli bir küçük kuş ile koca burunlu komik bir kedidir. Görünüşte zararsız olan ve hatta izlerken güldüren bu yapımda kahramanlarımızın maceraları genellikle ev ortamında geçer. Temel konu hiçbir bölümde değişmez: “kedinin küçük kuşu yakalamak için geliştirdiği yöntemler”. Bu yöntemlerin uygulanması esnasında tencere ve tavalar fırlatılır. Kedi, kuşu yiyebilmek uğruna gerçek hayatta bir insanı öldürebilecek her türlü darbeyi yer. Çocuk bunları hafızasına kaydeder. Çizgi filmdeki “zararlı ev eşyaları”, her evde kolaylıkla bulunabilecek türdendir. Bu da çocuğun, evde benzer tehlikeli davranışları denemesi için ortam sağlar. Üstelik, onca şiddetten sonra kahramanların sapasağlam ayağa kalkmaları, çocuğun gerçekçi olmaktan uzaklaşmasına ve şiddet davranışı sonucunda karşısındaki canlıya ciddi zararlar verebileceğini düşünememesine sebep olur.

Yine aynı çizgi film örneğinde bol hareket ve az konuşma vardır. Tek tük sarf edilen cümleler de şiddet doludur. Ancak bilinçli bir kulak bu şiddetin boyutunu fark edebilir. Dikkat edilirse, söylenen cümleler, “Şimdi sana gününü göstereceğim!” “Seni yok edeceğim!” “Lanet olası kuş!” “Aptal kedi!” gibi yıkıcılık içeren cümlelerdir.

Yetişkinlerin fark edemediği bir çok şey, çocukları etkilemekte, onlara zararlı mesajları vermektedir. TV’deki şiddet sadece tabancalar ve kırmızı gözlü canavarlardan ibaret değildir. Silah görevi gören bir ev eşyası, zarar vermeyi içeren bir cümle ve yüksek bir ses tonu bile, şiddetin birer parçasıdır; unutmayalım. Bu nedenle çocuk programlarında daha seçici olmamız, büyük önem taşımaktadır.

Psikolog Başak DELİBAŞI
Uğurböceği Çocuk Evi

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !